Ve yine maykrosoftçu arkadaşlar,
ASP.NET uygulamarı geliştirirken aşağıdakine benzer bir hata almanız durumunda,
System.InvalidOperationException: Unable to generate a temporary class (result=1).
error CS2001: Source file 'C:\WINDOWS\TEMP\0kvvmynh.0.cs' could not be found
error CS2008: No inputs specified
kıllanmanız gereken ilk durum dizin izinleri olmalıdır. Netekim bu hatanın nedeni, ASP.NET uygulamanızı çalıştıran kullanıcının Windows'a ait geçici dizine erişemiyor olmasıdır. Peki bu durumu nasıl düzelteceksiniz. Çok basit, %windir%\Temp dizinine ASP.NET uygulamanızı çalıştıran kullanıcı için "List Folder Content" ve "Read" haklarını vermek, ki bu kullanıcı da genellikle "ASPNET" yada "Network Service" kullanıcısıdır. Aklınızda bulunsun efenim...
Sevgili developer arkadaşlar, maykrosoftçular...Herhangi bir ASP.NET uygulaması geliştiriyorken yukarıdaki gibi bir hata almanız durumunda,
<configuration>
<system.web>
<webServices>
<protocols>
<add name="HttpGet"/>
<add name="HttpPost"/>
</protocols>
</webServices>
</system.web>
</configuration>
gibi uygulamanıza ait web.config dosayası içerisinde gerekli düzenlemeleri yaparsanız (system.web altına webServices bloğunun eklenmesi) problemin ortadan kalkacaktır. Pratik bir bilgi olması açısından bilmenizde fayda var. En azından ben çok ihtiyaç duydum, www.halkcard.com.tr üzerindeki webchat uygulamasına ait web servislerinin invoke edilmesi ve test edilmesi aşamasında.
13 Ağustos 2008 tarihli Uykusuz dergisi çizerlerinden Memo TembelÇizer'in yazısından alıntıdır arkadaşlar;
BİR TAKIM ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNACAĞIDIM, AMA ELALEM NE DER DİYE SAVUNAMIYORUM
"Eğer on yaş daha yaşlı bir kişi olsaydım bambaşka biri olabilirdim. On yıl daha önce doğsaydım 80 darbesi çocukluğuma, Özal dönemi de ergenliğime denk gelmezdi. Özal döneminde çıkan muzır yasası -yani küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunu- tam da benim çocukluktan çıkıp ergenliğe girdiğim yıllara tesadüf etmezdi. Porno namına her hangi bir neşriyatın zaten ulaşamadığı ücra memleketlerde ikamet etmekte olan ben, gözümün bacak-g.t-meme’den başka şey görmez ve görmek istemez hale geldiği yaşlarda, gazetelerdeki üç kuruşluk bikinili hatun fotoğraflarından bile mahrum kalmazdım. Eğer on yıl daha yaşlı olsaydım, darbeyi ve sonrasını üniversitedeyken yahut yeni yeni çalışmaya başladığım sıralarda yaşamış olurdum ve belki özgürlük mücadelesini bir örgütlenme mücadelesi olarak görür, yaşar, hisseder ve benimserdim. Tüm benliğim g.tteyken, g.tün yasaklanmasıyla kendi benliğimden şüphe etmek zorunda kalmaz, benliğimi kurtarmak adına tüm ilgimi basındaki g.t yasağını kınayan haberlerin takibine vermezdim. Eğer TRT yayınladığı her filmdeki en ufak öpüşme sahnelerini bile kesiyor olmasaydı, Betty Blue sinemada ancak yargıtay kararıyla oynayabiliyor olmasaydı ve filmlerin kesilmeleri ve yasaklanmaları gazetelerde haber haline gelmeseydi, “memleket meselesi” deyince benim aklıma belki g.t yasağı değil de grevler, çatışmalar, savaşlar geliyor olurdu. Böyle olsun isterdim de, o zaman belki kendi derdimle böyle tek başıma ve yapayalnız kalakalmazdım.
Evet, maalesef böyle olmadı; darbeyi ben t.şşaklarıma yedim. Dünyanın en önemli olayını kesilen filmler, sansürlenen gazete ve dergiler olarak bilip öğrendim. Özgürlük mücadelesini ifade özgürlüğü mücadelesi olarak, onun da en merkezi noktasını cinselliğin ifadesinin özgürlüğünün mücadelesi olarak bilip öğrendim. O şekilde yaşadım ve hissettim.
İçinizden “İyi bok yedin” mi diyorsunuz? “Özgürlük deyince s.kinin özgürlüğünü bellediysen yanılmışsın dostum” mu diyorsunuz? Cinselliği keyif, cinsellikle ilgili özgürlükleri savunmayı arsızlık olarak mı görüyorsunuz? İnternette siyasi sitelerin engellenmesini önemsemek dururken porno sitelerin engellenmesini önemsemeyi düşkünlük mü sayıyorsunuz? Siyasi derneklerin kapatılmasına karşı durmaya politik olmak, eşcinsel derneklerin kapatılmasına karşı durmaya lümpen olmak mı diyorsunuz? Memlekette ve hatta dünyada insanlar ölüyorken, insanlar işkence görüyorken, insanlar köle gibi çalıştırılıyorken benim gibi s.kiyle t.şşağıyla meşgul olanları küçümsüyor musunuz, hor mu görüyorsunuz?
Siz küçümseyedurun, sizin yerinize önemseyenler var. Öyle ki onlar kim s.kini tutsun kim tutmasın diye parlamentolarda toplanıp kanunlar çıkarırlar. Siz cinsel özgürlükleri temel özgürlüklerden saymayadurun, onlar cinsel özgürlükleri kısıp açmak suretiyle bireylerin toplumsal rollerini ve toplumsal hiyerarşinin yapısını belirlerler. Siz cinselliği bir hak değil bir keyif olarak değerlendiredurun; dün motosiklete ek vergi geldiğinde zengin oyuncağı deyip onu da küçümsemiştiniz, bugün fotoğraf makinesine gelen aynı ek vergiye itiraz edecek takatiniz yok mu? Siz hak ile keyif arasındaki ince çizgide oyalanırken onlar çizgiyi diledikleri yöne çekiverirler. Siz porno site yasağına karşı duranları otuzbirci diye küçümseyedurun, onlar pornoyu yasaklayarak yasaklamanın meşruiyetini ele geçirirler. Siz porno tüketeni de üreteni de aşağılayadurun; onlar, balık tutarken tayt giyen kadını pornocu, onu beğenip göz ucuyla bakan erkeği otuzbirci sınıfına sokarak sizin aşağılama listenizi sizin bile haberiniz olmadan genişletiverirler. Sİz bütün pornocuları çocuk pornocusu sanadurun, onlar çocuk pornosunu engellemek iddiasıyla toptan pornoyu yasaklayarak sizin yüreğinize su serperler; diğer yandan sigortasız çocuk işçi çalıştırabilmek için ellerinden geleni yaparlar. Siz kadının başını önemseyin kıçını önemsemeyin, onlar her ikisini de sizin yerinize önemsemekle kalmaz, kaç çocuk doğuracağına kadar ayrıntısını bile belirlerler. Siz basında cinsel içerikli yayınları küçümseyedurun; onlar, zararlı içerik tanımlamaları gayet muğlak bırakılmış yasalar sayesinde, olağan cinsel içeriği zararlılıkla itham edip, kendileriyle karşıt görüş taşıyan ama suç teşkil etmeyen yayınları çok güzel susturabilirler. Onlar ki sizin ayıbınızı sizden iyi bilenlerdir. Onlar ki her ne yapıyorlarsa sizin cinselliğe bakışınızdaki ayıpçıliğa dayanarak ve cinsel özgürlükçülere bakışınızdaki küçümsemeye yaslanarak yapanlardır. Onlar ki entelektüel tartışmayı “Yoksa ibne misin?”, “Yoksa pezevenk misin?” diyerek profesyonelce baltalayanlardır. Onlar ki sizin hak aramak için her kalkışmanızda ayıp yerlerinize “cüccük hareketi” yaparak sizi gerisin geriye yerinize oturtanlardır. Onlar ki gençleri zararlı neşriyattan korumak bahanesiyle çıkarttıkları yasalarla sadece ve ustalıkla kendi varlıklarını koruyanlardır.
Siz küçümseyedurun; dün bu memleketin Toramanlı Karagöz’ünü müzelerin depolarında çürümeye terkedenler, bugün bu topraklara ait taş heykellerin ayıp yerlerini bezlerle örtecekler, yarın tarihi balçıkla sıvamayı başaracaklardır. Onlar, -ormanlar hakkında olsun, bilimsel kurumlar hakkında olsun, yahut cinsellik hakkında olsun- öne sürüp sürüp geri çektikleri yasaları, taşı delen su damlaları gibi, toplumun başlangıçtaki direncini yavaş yavaş eriterek hayata geçireceklerdir. Siz geçmişte t.şşaklarınıza gelen darbenin sahibini bugün koruyucunuz sanadurun; onlar dün diz darbesiyle bugün yumruk darbesiyle vuracaklar, istikrarla, değişmeden kalacaklardır.
Sizler dostlarım, aman küçümsemeye devam edin. Aman ha özgürlük savunayım derken ibne yahut pezevenk olmayın. Cinselliksiz ve cinsiyetsiz mücadelenizin gururuyla başınızı dik tutun. Başınız dik halde ufka bakarken rakibinizden t.şşaklarınıza beklemediğiniz ani bir diz darbesi alıp iki büklüm yere kapaklandığınızda ise sakın ola üzülmeyin. Üzülmeyin çünkü tarihin hükmü bir kuşak sürer. T.şşaklarına darbe almış gençlik kendini toparlayıp ayağa kalkana kadar iki kuşak geçmiş olur bile. Ortalıkta “eskiden annem mini etek giyermiş” diye anlatan dede kalmadığında, yeni kuşak kendi durumunu kıyaslıyabileceği her hangi bir şey hatırlamıyor olacak; toplumu ezelden beri o anki gibi sanacak. Sadece t.şşakları anlam veremediği bir şekilde sızım sızım sızlıyor olacak, o kadar…"
Tek kelimeyle şaaaane...
Bu fırsatı bir daha yakalayamayabilirsiniz arkadaşlar. Olimpiyatlara iki beleş bilet, konaklama, yeme içme gibi masraflar da dahil. Yapmanız gereken tek şey aşağıdaki resme göre sorulan 6 adet soruyu doğru cevaplayıp, Uluslararası Olimpiyat Komitesine email ile iletmek..Bu kadar kolay :)
Resmi iyice bakın ve aşağıdaki soruları cevaplamaya çalışın bakalım...
-
Hangi öğrenci yorgun/uykulu gözüküyor?
-
Erkek ikizler hangileri?
-
Kadın ikizler hangileri?
-
Resimde kaç tane kadın var?
-
Öğretmen olan hangisi?
-
Hangi ikisi otlarını henüz yeni bitirmiş?
SANIRIM SİZ DE OLİMPİYATLARA GİDEMİYORSUNUZ? :)
Biricik, dünyalar güzeli arkadaşım Derya ile birlikte geçen hafta sonu boğazdan karadeniz kıyılarına uzanan bi tekne turuna çıktık. İlk başta çok tereddüt ettim tura katılma konusunda ama beklediğimin ötesinde geçti, müthişti. Tercihi konusunda Derya'yı tekrar tekrar tebrik ettim :) Neyse resimlere geçelim, oynatalım Uğurcuuum!

Teknede tanıştığım topraaaaam Güldane ile tavla atıyorum. Sonuç; 4-1 yenildim efenim, intikamım acı olacak!
Turun ilk dakikaları, tekneye yeni bindik ve yola çıktık, Derya tutturdu da fotoğraf, fotoğraf! Yanımda pil olmasaydı napçaktın şekerciiim, çok merak ediyorum :)
Nası da keyif yapıp yayılmışım, hemşerim göbeği kapat göbeğiiii!
Burası da Karadeniz'de bir koy efendim! Demirledik yüzüyooz :) Ohhhh
Deryacım kusura bakma ama fotoğraf çekme konusunda tam bi faciasın :) İki resmi de ortalayamamışsın kızzz!
Güldane ile tavlaya devam, çocuklar da beni niye bu kadar sever anlamıyorum ki kardeşiiiiiiiim :)
bilmezmisin misin aşkı öğrenemedin mi hala
unutucak gibi olmadığını anlayamadın mı hala
yüreğim
bilmezmisin misin aşkı öğrenemedin mi hala
unutucak gibi olmadığını anlayamadın mı hala
yüreğim
kaçıncı ağlayışın bu
ilk defa mı sanki
sevme dedim kaç kere
anlayamadın mı hala yüreğim
anlayamadın mı hala
yüreğim
anlayamadın mı hala
yüreğim
Saat sabahın 4'ü, tam olarak 04:18...
Ata sporunda 5. round, güreşe devam edemiiicem sanırım :)
Seviye (level) atlamam lazım. Ama nasıl?
25 Temmuz'da Batman serisinin en son filmi gösterime girdi; The Dark Night. Ama öyle bir girdi ki, ortalığı tam anlamıyla alt üst ederek...Henüz izlemedim filmi ama yarını iple çekiyorum, biricik, sıcacık, güzeller güzeli arkadaşım Derya ile birlikte yarın için sözleştik. Ama ben bir defa ile tatmin olacağımı hiç zannetmiyorum...
Yönetmen koltuğunda Christopher Nolan var. Çok başarılı bir yönetmen. Daha evvel Memento, Imsomnia, Batman Begins ve The Prestige gibi oldukça başarılı yapımlara imza atmış bir isim. Bu saydığım filmlerden Imsomnia dışındakilerin tümünü izledim. Özellikle Memento ve The Prestige oldukça kaliteli filmler. The Prestige'de özellikle Christian Bale gibi bir yeteneğin bulunması ayrı bir tat. The Dark Night'ta da başrolde yine Christian Bale...
Film gösterimde henüz bir kaç haftasını doldurmadan imdb.com'un "En iyi 250 film" sıralamasında "The Shawshank Redemption", "The Godfather" gibi önemli yapımların tümünü geride bırakarak 1. sıraya yükseldi. İnanılmaz bir başarı. Yarını dört gözle bekliyorum...
Malumunuz arama motorları internetin, dolayısıyla hayatımızın vazgeçilmezleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Onlar olmasaydı interneti ne kadar verimli kullanabilirdik acaba? Internet bu kadar popüler olabilir miydi onlarsız? Sanmıyorum.
Neyse lafı uzatmadan asıl konuya gelelim. Arama motorları arasındaki rekabet gün geçtikçe artıyor. Her ne kadar pazarın lideri şu an için açık ara
Google olsa da, son bir kaç yıl içerisindeki gelişmeler bunun ileride değişebileceğinin sinyallerini veriyor. Tabii eğer bu arada Google rakiplerinin hamlelerine cevap vermezse...
Önce
Hakia geldi Google'a rakip olarak. Google'a göre üstünlüğünü web siteleri üzerinde "
semantik" yani mantıksal arama yapabilmesi ve klasik index' leme yöntemlerini terk ederek farklı bir teknoloji kullanması olarak açıkladı. Pek tutuldu mu peki? Hayır, uzun zamandır takip ediyorum Hakia'yı ancak beklediği(hak ettiği!) ilgiyi görmedi.
Şimdi ise Google'dan ayrılan bir kaç mühendis bir araya gelip
Cuil adlı yeni bir arama motoru ile rekabete girdiler. Eski İrlandaca "
bilgi" anlamına geliyor Cuil. Kendisine internetin "
En Büyük" arama motoru sıfatını yakıştırmaktan çekinmemiş Cuil. Bunun için haklı sebepleri var elbette, Cuil
Google'ın 3,
Microsoft'un 10 katı kadar bilgiyi index'lemiş durumda şu an.
Siteleri içeriklerine göre analiz etmesi, kategorize etmesi ise Cuil'in güçlü bir başka özelliği. Cuil gerçekten Google için sert bir rakip. Bekleyip göreceğiz savaşın sonunu...
Sahibinden.com'a verilen kopartan (hem mecaz, hem de gerçek manada!) bir ilan, yok böyle bişey :) İlan kopma grantili...
Resmin büyük boyutu için üzerine tıklayınız
Hayır kuş zaten psikopat, yaptıkları ortada, sicili kabarık bi hayvan. Bi de tutup sen bunu 3.000 YTL 'ye millete itelemeye çalışıyosun. Üzerine bu kadar para versen alan çıkar mı acaba?
Resmin büyük boyutu için üzerine tıklayınız
Arkadaş uyarılarını da eklemeyi unutmamış. Notlara bak,
- ASLA KAFESİNİ AÇMAYINIZ.
- AÇARSANIZ ELİNİZDEN HAYDARI EKSİK ETMEYİNİZ.
- KERPETENE ASLA AGRESİF TAVIRLAR GÖSTERMEYİNİZ.
- OLUR DA YEM VERMEK İÇİN KAFESİNE YANAŞIRSANIZ 3 KİŞİDEN AZ OLMAYINIZ.
- YEM OLARAK HERŞEYİ VEREBİLİRSİNİZ YEMEK SEÇMEZ.(BAMYA, KURUFASÜLYE, KABAK)
- KOPAN UZVUNUZU BUZLA DOLU BİR TENCERE VEYA BENZERİ BİR KAP İLE EN YAKIN DEVLET HASTANESİNE GİDERSENİZ ÇOK GEÇ KALMIŞ SAYILMAZSINIZ.
Kafa baya güzel arkadaşın belli. Hadi hepsini geçtim ya bu lafa ne demeli,
- ALANA DAHA ÖNCE KERPETEN (PAPAĞANIN İSMİ) TARAFINDAN PARMAĞI KOPARILAN KARDEŞİMİN KULLANDIĞI İLKYARDIM SETİNİ BEDAVA VERECEĞİM.
Hahahaha, papağan sahibini de psikopata bağlamış çok açık :) Ama bu biraz başka bi türlü psikopatlık :) İlan linki aşağıda...
http://www.sahibinden.com/kafesini_nadiren_acabiliyorum_yemin_ederim_ailemizi_perisan_ettiWQQaXQQ10110291WQQpXQQdisplayitem
16.07.2008 tarihli Penguen Dergisinin Kaan Sezyum tarafından hazırlanan "Oh-Yes" bölümünden...
"Selamın hello sevgililili dil karderşlerim. Lafı uzatmıyorum hemen konuya giriyorum. Bu hafta belki dikkat etmişsinizdir, Paris'te Akdeniz Birliği zirvesi vardı. Akdeniz ülkelerinin katıldığı bu zirvede ev sahibi Fransa'ydı. Fransa'nın başındaki isim de Sarkozy. Bu zamanda Başbakan olmak kolay değil tabii. Sarkozi'yi bir ele alalım. Şimdi adamın manitası Carla Bruni. Yani 90'larda bildiğiniz Calvin Klein mankeni olmuş bir manitası var. Düşünmeden edemiyorum, Carla, Sarkozi'nin kaçıncı manitası acaba? Adamcağız başbakan olana kadar kaç manitayla takıldı? Tabii en son Carla'ya takılmış. Adam yaşaya yaşaya gelmiş başbakan olmuş, artık hayatında ekşına gerek yok, karı kız peşinde koşma gibi bir hevesi yok. E, elinin altında Carla var. Sevgili Penguencikler, söylesinize aranızdan (kadın olanları da sayıyorum) kaç tanesi Sarkozi'nin gördüğü memeler gibi güzel memeler görmüştür acaba? Düşünün...
Sarkozi "bir başbakanın hayatta bazı şeylere doymuş olması gerek" diye mi düşündü tam bilemem. Ama Fransa'da da az çok bulunmuş bir insan olarak söyleyebilirim ki, oraların havasından mı suyundan mı (çünkü bu Avrupalılar su yerine maden suyu içiyor) kızları çok afedersiniz, bizimkilere 5 basar (o da minimum)... Şimdi neden cart diye 5 basar dedim? E, çünkü senin hakir gördüğün, gavur dediğin elin Fransız kızı 15-16 demeden başlıyor sevişmeye. Peki bizim kızlarımız ne durumda? Patates. Yok, evlenmeden olmaz, yok ordan olmaz canım acıyor, falan filan. Diyeceğim o ki, böyle bir toplumda yetiştiğin zaman en azından bi noktada cinselliğe doyuyorsun. Misal Sarkozi. Bakın adama, devamlı yüzü gülüyor. Neden? -Doymuş. Karşılaştırma yapmayı sevmem (yalanımı yalayım, yazının başından beri karşılaştırma manyağı oldum) ama Carla Bruni gibi bir manita her siyasetçiye gerekli. Bir kere zengin gösteriyor. Bir de stresi alır. Fena mı?
Şimdi gelelim Fransa'nın Türkiye'yi AB'ye istememe durumuna. Gelin bi düşünelim, adamın gördüğü memenin haddi hesabı yok. Genç yaşta zaten fikfike de başlamış, rahat. E öyle
olunca tok açın halinden anlamıyor. Hemen bir afra tafra. Sanki Türkiye'de cinsel devrim gerçekleşti. Ulan Türkiye'de internet üst kurulu milletin mastürbasyonuna bile karışıyor, ne cinsel devrimi? Türkiye'de cinsel denyo gerçekleşti. Bildiğiniz kanunlar, vatandaşın sıvazına karışır mı ya? Ulan benim s*kimden size ne sayın Bay/Bayan...Her kimse? Bir ülkede kafaya göre porno siteler kapatılır mı? -E pornografi var, zararlı. Pornografi de, o da kişisel bir özgürlük. Sen izleme, meraklısı bol...Var mı böyle bir uygulama? Bu kafayla elalemin başbakanında bile Carla Bruni ve, bizde ise daha rahat rahat 31 çekemiyoruz, sen hala söyle Türkiye çok ilerledi diye. Türkiye ilerlemiyor, uyandırayım, çağın gerisinde kalıyor, onu da bırak millet tur bindiriyor.
Geyik nereden nereye geldi. AB dedim ya. Norveç diye bir ülke var, bilir misiniz? Norveç AB üyesi değil. Neden onu biliyor musunu? Çünkü Norveç Avrupa Birliği'ne "Kusura bakmayın sizin AB kriterleriniz, bizim için çok düşük, size üye olursak kalitemiz düşer" diyebiliyor. E, bi de Norveçli manitaları düşünün şimdi...İşte uygarlık böyle bi şey. 31 şart. Dileğim, her Türk vatandaşının özgürce ekran karşısında mastürbasyonunu yapabilmesidir. Nedir yani bu da mı yasak? Saçma gelecek ama biz şaklatmazsak bize şaklatırlar. Bu böyle."
Hakkaten Oh-Yes...Takip edin bu adamı, çok kafa, iyi kafa, deli kafa, zeki kafa, süper kafa...
Ahmet's Corner
Programmer's Heaven